deneme 159




"Kuruluşu. 5 Mayıs 1949'da 10 ülke - Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Fransa, Hollanda, İrlanda, İsveç, İtalya, Lüksemburg, ve Norveç - merkezi Strazburg olmak üzere Avrupa Konseyi'ni kuran antlaşmayı imzalamıştır. Şu an Avrupa Konseyi'nde 46 üye ülke bulunmaktadır. Türkiye, anlaşmayı 1949 yılında imzalamıştır.

Fransa'da yaşayan faslılardan daha ileri seviyedeler.
Suriye'de kalanlar Türkiye'ye gelenlerden daha ileri.
Türkiye'de yaşayanlar, Avrupalı "alamancı" kitleden daha ileri.
Her ülke için bu böyle

Merhum Valim Recep Yazıcıoğlu'nun da ısrarla üzerinde durduğu bir konuydu bu. Ben de Onunla aynı fikirdeyim daima. İl sayısı şu anda devletimizi ve sistemimizi aşmaktadır. İllerden gelen yoğun nüfus artışına bağlı olarak ısrarcı ve ağır talepler Merkez'i ezmektedir. İl sayısı arttıkça bütçe açığı, personel açığı, birim sayısı artacak; dolayısıyla Ankara tüm bu masraflar altında kalacak ve tamamen çökerek Türk milletine beyaz bayrak sallayacaktır. Bu bağlamda; nüfus baz alınarak yakın küçük iller birleştirilerek "Bölge İli" diye tabir edebileceğimiz bir ile dönüştürülmeli ve buranın tüm kaynakları birleştirilerek bu ilin kalkınması sağlanmalı. Bu sayede bütçeden, personelden, makamdan, binadan, masraftan ve zamandan tasarruf edilecek olup, bölge tamamen kalkınacaktır. Bu sayede makam sayısı da azaldığından dolayı Ankara'nın önünde binlerce dosya birikmeyecek, işi daha hızlı ve kolay olacaktır.
Saygılarımla...

Sultan Abdülhamid tek karış toprak kaybetmedi, 1.592.806 km² toprak kaybetti. 

➡️Kıbrıs İngiltere’ye verildi. (1878)
➡️Batum, Ardahan, Kars, Oltu, Kağızman Rusya’ya verildi. (1878)
➡️Kotur kazası ve civarı İran’a verildi.(1878)
➡️Bulgaristan'a özerlik verildi.
➡️Romanya kaybedildi.(1878)
➡️Sırbistan kaybedildi.(1878)
➡️Karadağ kaybedildi.(1878)
➡️Bosna Hersek Avusturya'ya verildi.(1878)
➡️Teselya Yunanistan'a verildi.(1878)
➡️Fransa Tunus’u ele geçirdi. (1881)
➡️ İngiltere Mısır'ı ele geçirdi. (1882)
➡️ İtalya Habeş'i geçirdi. (1884)
➡️ Bulgaristan Doğu Rumeli'yi ele geçirdi. (1885)
➡️ Girit'e özerklik verildi. (1898)
➡️ Kuveyt'e özerklik verildi. (1899)

Yirmisekiz Mehmed Çelebi, Edirne'de Gürcü kökenli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Doğum tarihi tam olarak belli değildir. Yeniçeri ocağında Saksoncubaşı iken Peç Seferinde şehit düşen Süleyman Ağa’nın oğludur. Kendisi de Yeniçeri ocağında yetişmiştir. Yirmi sekizinci ortada hizmet gördüğü için hayatı boyunca bu isimle anılmıştır. Çorbacılık ve muhzır ağalığında bulunduktan sonra yeniçeri efendisi oldu. Darphane nâzırlığı ve şıkk-ı sâlis defterdarlığı görevlerinde bulundu. Sultan III. Ahmed saltanatında başmuhasebeci oldu.

1720 yılında bu görevde bulunduğu sırada Fransa’ya büyükelçi olarak gönderildi. Osmanlı Devleti'nde ilk defa olarak devamlı bir elçilik görevi ülke dışına çıkan devlet görevlisi olan Mehmed Çelebi, Paris’te on bir ay kaldı. Dönüşünde, seyâhati sırasında gördüklerini bir kitap halinde padişaha sundu.

Mehmed Efendi'nin, ""Fransa’nın vesait-i umran ve maarifine dahi layıkıyla kesb-i ıttıla ederek kabil-i tatbik olanların takriri" için gönderildiği elçiliğini anlattığı Sefâretnâme’si tarihî ve edebî açıdan bu alanda yazılmış en önemli eserlerden biridir.[2] 1757’de Fransızca'da ilk defa ia 1842’de çevrilmiş ve basılmıştır.[3] Osmanlıca ilk basımı Hicri 1206'da yapılmıştır.[4]

Kitabında İstanbul-Paris yolculuğu, Fransızların veba korkusuyla Toulon'da heyeti 40 gün karantinada tutuşu, Bordeaux üzerinden Paris'e varışı, XV. Louis tarafından kabul edilişi, katıldığı askeri merasimler ve Paris’in ilgi çekici yerlerini konu edinmiştir. Mehmed Çelebi ayrıca, giyimi, hali, tavrı, konuşması ve terbiyesiyle, başta saray olmak üzere, ilim ve teknik kurumlarından, ve genel anlamda Fransızlardan da takdir gördü. Fransa o dönemde ittifak arayışı içinde ve talepkar bir konumda olduğundan elçiye gösterilen ilgi ve özeni anlamak mümkündür.

Yirmisekiz Mehmed Çelebi'nin elçiliği, İbrahim Müteferrika'nın matbaası ve, Paris'teki Tuileries Sarayını örnek alan Lale Devri'nin ünlü Sadabad Bahçeleri ile bahçecilik alanlarında Osmanlı Devleti'ne kısa vadede önemli yansımalara önayak olmuştur.

Yirmisekiz Mehmed Çelebi, Paris’ten döndükten sonra da çeşitli devlet görevlerinde bulundu. Siyasi bir görevle Mısır’a da gönderildi. Patrona Halil İsyanından sonra Kıbrıs’a sürülen Yirmisekiz Mehmed Çelebi, 1732’de Kıbrıs’ta öldü. Mezarı Mağusa’daki Buğday Camii kenarındadır.

1720 sefaretinde beraberinde bulunmuş olan ve dönüşlerinde ilk Osmanlı matbaasının kurulmasında büyük rolü olan oğlu Yirmisekizzade Said Efendi 1742'de bir başka Fransa sefaretinde bulunmuş, 1755'te Yirmisekizzade Mehmed Said Paşa adı ile kısa bir süre sadrazamlık yapmıştır.


"Sortie de l'ambassadeur (Elçinin Ayrılması) Yirmisekiz Mehmed Çelebi Tuileries Saray Bahçesi önünde Fransa Kralı XV. Louis huzurundan ayrılmakta iken 1721Ressam:Martin, Pierre-Denis, Musee Carnavalet
Mehmed Çelebi'nin Sefaretname eserinden bir pasaj

Yirmisekiz Mehmed Çelebi'nin Osmanlıca basılmış Sefaretname adlı Paris sefirlik hatıraları kitabindan şu pasajda "meraklı Fransız kadınlarının seyri altında iftar açışı, namaz kılışı" anlatılmaktadır:[5]

Bu esnada Ramazan-ı Şerif geldi, oruç tuttuk ve giceleri cemaate Teravih namazı kıldırdık. Bu esnada Merşal gelüp ayan ve ekabirden selam getürüp "Rica ve niyaz ideriz ki, hanımlarımız gelüp iftar eyledüğünüzü ve yemek yedüğünüzü seyretmek isterler. Eğer ki izniniz olursa cümlemizi sevindirirsiniz ve belki Kralımız dahi hazzeder" dediler. Çaresiz kalup: "Elimizden ne gelür, hoş geldiler, safa geldiler" dedik, gitti. Anı gördüm ki akşama yarım saat kaldıkda bir iki yüz avret, altın ve ziynet içinde ve elmaslara batmış halde gelüp, karşu be karşu sandalyelere oturdular. Güya konağımız kadınlar evine dönüp doldu, taştı. Sonra etrafımızda olanlardan dahi iznimizi haber alanlar bir taraftan gelmede. Birkaç bin kadın içinde kaldık. Sanki düğün evine döndü. Hele her ne hal ise bu azabı çeküp iftar ettük ve yemek yedük. Bunlar, teravih kıldığımızı ertesi günü haber almışlar. Yine iftara yarım saat kalınca bir iki bin avret kızlar çıkageldiler. Her biri şekerleme ve çörekler getirdiler. İftar ve taam eyledik. Bunlar gitmezler, saat üçe varınca otururlar. Meğer bunlar namazı beklerler imiş. Çare yok, abdest alup namazı kıldık. Tekrar izin istediler. Her gece gelüp iftar ve taam ile namazımızı temaşa etmek için yalvarır oldular, izin verdük. Cemaatle oturup gece Teravihi tamam eda idüp ilahiler ve tesbihlerle bütün kadınlar bizi seyretti ve hayran oldular.


Adı bile batı merkezli olan ''Ortadoğu'' sorununun en temeli Kudüs sorunu. Kudüs sorunu ise Mescid-i Aksa ya da Süleyman Mabedi sorunu. Yahudiler esas olarak o toprakların insanları. Onları sürgüne Müslümanlar göndermedi. Romalılar gönderdi. Avrupa'da yüzlerce yıl mülk edinmelerine izin verilmedi. Gittikleri her yerde aşağılandılar ve her yerden kovuldular. Çoğu zamanda öldürüldüler. Onları vatansız kılan Müslümanlar değil, ta Romalılardan bu yana Avrupalılardı. Mülk edinemeyen Yahudiler ticarete yoğunlaştılar ve zenginleştiler. Zenginlikle birlikte kendilerini aşağılayan Avrupa'yı köleleri yaptılar zamanla. Bugün İsviçre, İngiltere, Almanya, Fransa yahudi sermaye, lobi ve güç odaklarının elinde. Üzerine Amerika gibi bir canavarı yaratıp tüm kontrolünü ele geçirdiler. Altı Gün Savaşları'nda İsrail bir Amerikan gemisini vurdu, onlarca ABD askeri öldü. Bunun bile üstü örtüldü, Amerika kendi askerlerinin hesabını soramadı. Bu ülkelerin finans ve bankacılık, silah endüstrisi, sofistike tarım endüstrisi, ulusal medyaları, merkez bankaları tamamen elde edildi. Bugün yaşadığımız bu utanç tablolarının ve zilletin altında işte böyle bir güç var.


Afrika Birliği Pasaportu, ulusal olarak çıkarılan Afrika Birliği'ne üye devlet pasaportlarının yerine geçen ve taşıyıcıların Afrika'daki 55 devlet için vize alma zorunluluğunu ortadan kaldıran ortak bir pasaport belgesidir.[1][2][3] Ruanda, Kigali'de Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame ve Çad Cumhurbaşkanı Idriss Déby tarafından düzenlenen Afrika Birliği'nin 27. Olağan Oturumunda başlatıldı.[4][5][6] Haziran 2018’den itibaren pasaportun çıkarılması ve 2020 yılına kadar dünya sınırlarında kullanıma hazır olması planlandı.[7]

Türleri
Değiştir
Düzenlenecek üç tür Afrika Birliği pasaportu vardır:

Sıradan pasaport
Bu pasaportlar vatandaşlara verilir ve tatiller ve iş seyahatleri gibi ara sıra yolculuklar için tasarlanmıştır. 32 sayfa içerir ve 5 yıl geçerlidir.
Resmi / Hizmet pasaportu
Bu pasaportlar, resmi işle seyahat etmek zorunda olan devlet kurumlarına bağlı yetkililere verilir.
Diplomatik pasaport
İşle ilgili seyahat için diplomatlara ve konsoloslara ve beraberindeki bağımlılara verilir.
Dizaynı
Değiştir
Pasaportun Arapça, İngilizce, Fransızca, Portekizce ve Svahili dilleri vardır. Afrika Birliği marşının sözleri resim sayfasından hemen sonraki sayfaya basılacaktır.


libertin ile karıştırılmamalıdır.
Liberteryenizm, özgürlüğün ve özgürlüğün bileşenlerinin siyaset içerisinde en önemli değer olduğuna inanan bir siyaset felsefesidir. Liberteryen felsefeye göre insanlar özgür olduğunda herkes için daha güvenli, daha iyi ve daha adil bir dünya yaratılabilir.[1] Liberteryenizmin bazı türleri ise negatif özgürlüğe daha çok odaklanır.[2] Liberteryenler otonomi ve seçme özgürlüğünü maksimize etmeye çalışır; seçim özgürlüğü, gönüllü iş birliği ve bireysel karar önceliğini vurgular,[3][4] bu doğrultuda da devletin minimize edilmesini savunur.[5][6] Popüler anlamda, Otoriteryenizm ile zıt anlamda kullanılır.[6] Liberteryenler otorite ve devlet iktidarı konusunda aynı şüpheciliği paylaşıyorlar, ancak bazıları mevcut ekonomik ve politik sistemlere muhalefetlerinin kapsamı konusunda farklılaşıyor. Çeşitli liberteryen düşünce okulları, devletin ve özel iktidarın meşru işlevlerine ilişkin bir dizi görüş sunar ve genellikle zorlayıcı sosyal kurumların sınırlandırılmasını veya tasfiye edilmesini ister.

Klasik liberalizmin sınırlı bir türevi biçiminde tanımlanabilen modern liberteryenizm,[7] liberalizmin yirminci yüzyılda geçirmiş olduğu anlam değişikliklerinden dolayı ‘sol’ düşünceleri savunanlara ABD'de "liberal" denilmeye başlanmasından beri klasik liberal geleneğin takipçisi olanların kendilerini ve düşüncelerini ‘liberaller’den ayırma amacıyla liberteryen kelimesini kullanmasıyla ortaya çıkar.[8] Bu yeniden canlanma, serbest piyasa veya sağ liberteryenizminin düşünce kuruluşları ve siyasi partilerin aracılığı ile Kuzey Amerika dışında yayılmasıyla sonuçlanır.

Etimoloji ve Tarihçe

İngilizcede yaygın kullanımıyla serbest piyasa kapitalizmi ve minimal devleti savunanları, ansiklopedik kullanımdaysa bir dizi siyasi ideolojiyi ifade eden libertarian sözcüğü Fransızca libertaire'nin İngilizceye uyarlamasıdır. Ancak daha sonra İngilizcedeki bu uyarlama tekrar Fransızcaya uyarlanarak Libertarien şeklini almıştır. Fransızcada libertaire kelimesi günümüzde de anarşizm ile eş anlamlı kullanılırken,[11] İngilizceden uyarlanan Libertarien kavramıysa serbest piyasa kapitalizmini destekleyen ideolojik grupları tanımlamada kullanılır.[12][13][14][15][16] [17] İki terim de Türkçeye liberter ve liberteryen olarak uyarlanmıştır. Bununla birlikte İngilizcedeki Left-libertarianism (sol liberteryenizm) ve Libertarian socialism (liberteryen sosyalizm) gibi daha sol ideolojileri tanımlama amacıyla kullanılan kavramlar Türkçede liberteryen sözcüğü kullanılarak ifade edilebilmektedir.[18] Özellikle anarşistler tarafından liberter kavramının Fransızcadaki anlamıyla kullanıldığı görülmektedir.[19][20] Fakat bazen "liberter" kavramının, liberteryenin kısaltması şeklinde, onun yerine kullanıldığına da rastlanır.[21]

Tarihçe
Değiştir
Liberteryen (ing. libertarian) kelimesi özgün haliyle ilk olarak fr. libertaire (liberter) ifadesiyle, anti-otoriter ve anarşistler gibi devlet karşıtı sosyalistler,[22] özellikle sosyal anarşistler,[23] ancak daha genel olarak liberter komünistler ve liberter sosyalistler gibi bir sol-kanat siyaset biçimi olarak ortaya çıktı.[24][25] Bu özgürlükçüler, özel mülkiyeti bağımsızlığın ve özgürlüğün önünde bir engel olarak görerek, kapitalizmi ve üretim araçlarının özel mülkiyetini ortadan kaldırmaya, kooperatif mülkiyet ve işçilerin yönetimi lehine, mülkiyet normlarının kullanım alanını ya da etkilerini sınırlandırmaya çalışırlar.[26][27][28][29]

20. yüzyılın ortalarında, anarko-kapitalizm ve minarşizm gibi serbest piyasa kapitalizmini temel alan ideolojiler, liberteryen terimini, Laissez faire (bırakınız yapsınlar) kapitalizmi ve toprak, altyapı ve doğal kaynaklar gibi güçlü özel mülkiyet haklarını savunmak yolunda kullandılar. ABD'deki ortaya çıkan bu baskın[30] siyasi görüş dizisi; sivil özgürlükleri,[31] doğal hukuku,[32] serbest piyasa kapitalizmini[33][34] ve bunlara ek olarak modern refah devletinin büyük ölçüde tersine çevrilmesini savunur.[35]

İngilizcede farklı ideolojileri kastetmek için de kullanılan liberteryenizmin (ing. libertarianism) içinde oluşan çeşitli liberteryenizm biçimlerini ayırt etmek için farklı kategoriler kullanılmıştır.[36][37] Akademisyenler, mülkiyet ve sermayenin doğasına ilişkin özgürlükçü görüşleri, genellikle sol-sağ veya sosyalist-kapitalist çizgilerde ayırt ederler.[38]

Liberter sözcüğünün Fransızcada kullanımı ise; anarşist Joseph Déjacque Le Libertaire, Journal du Mouvement Social dergisini 1858 ile 1861 arasında New York’ta çıkarması ve Fransız anarşist kongresinin bunu benimsediği Kasım 1880′e kadar gitmektedir.[39] “Liberter” teriminin kullanımı, anarşizm karşıtı yasaları delmek ve halkın aklındaki “anarşi” kelimesinin olumsuz çağrışımından sakınmak üzere Fransa’da kullanılmaya başlandığı 1890′lardan sonra daha da popüler hale geldi.

Felsefesi
Değiştir
Felsefi liberteryenizm bir metafizik teorisidir. Tüm liberteryenler, sivil özgürlükler ve devletin azaltılması veya ortadan kaldırılması lehine savundukları kişisel özerklik anlayışıyla başlar.

Liberteryen hareket
Değiştir

1996, David Nolan
Murray Rothbard, 19. yüzyıl Amerikan bireyci anarşistlerin klasik liberal fikirlerin etkisiyle şekillenmiş çalışmalarından etkilendi.[40] 19. yüzyılda bireycilerin bir emek değer teorisi vardı, fakat Rothbard neoklasik iktasadın bir öğrencisi olarak emek değer teorisini kabul etmedi. Rothbard 19. yüzyıl Amerikan bireycilerinin savunduğu özel savunma ve serbest piyasayı Avusturya İktisat Okulunun ilkeleriyle birleştirmeye çalıştı.[41]

1971 yılında New York Times 17. yüzyıl filozofu Baruch Spinozanın modern liberteryenizmin habercisi olduğunu yazdı. Yazarlar, modern liberteryenizmin 18. ve 19. yüzyıl liberalizminin kısmen devamı olduğunu belirtti.[42] 1950'lerde yazar Ayn Rand adına objektivizm dediği bir felsefi sistem geliştirdi. Rand'ın fikirlerini ifade ettiği Hayatın Kaynağı ve Atlas Silkindi romanları ve diğer çalışmaları birçok liberteryeni etkiledi.[43] Bununla birlikte Rand, liberteryen etiketini reddetmiş ve "sağcı hippiler" olarak tanımladığı liberteryen hareketi sertçe kınamıştır.[44]

1960'larda, Vietnam Savaşı sırasında liberteryenler, anarşistler ve muhafazakârlar bölünmüştü. Bu dönemde ABD'de gençler orduya girmeye zorlanıyordu. Liberteryenler savaşa katılmaya karşı çıktı ve barış hareketlerine katıldı ve Rothbard'ın Liberteryen Forumu[45] gibi kendi yayınlarını kurmaya başladılar. Ayrıca 1960'larda Radikal Liberteryen İttifak[46] ve Bireysel Özgürlük Derneği[47] gibi kuruluşlar kuruldu. 1971 yılında küçük bir Amerikan grup David Nolan liderliğindeki Liberteryen Partiyi kurdu. Yıllar içinde kapitalizmi destekleyen onlarca liberteryen politik partinin dünya çapında ortaya çıktığı görüldü.


Gadsden bayrağı günümüzde liberteryenlerce de kullanılmaktadır. Özellikle ABD'de kullanılır fakat giderek dünya çapında kullanımı yaygınlaşmaktadır. Bayrağa vergi karşıtı ve özgürlük yanlısı protestolarda rastlanır.
Modern liberteryenizm, Harvard Üniversitesi profesörü Robert Nozick'in Anarşi, Devlet ve Ütopya isimli kitabıyla akademik olarak tanınmıştır. Rawls'un adalet teorisini eleştirmek için yazdığı Anarşi, Devlet ve Ütopya kitabı modern liberteryenizmin en önemli kitaplarından biri hâline gelmiştir. Bu kitapta Nozick, devletin rolünün, vatandaşları şiddetten ve hırsızlıktan korumak ve sosyal sözleşmelere uyulmasını sağlamakla sınırlı olduğu görüşünü savunmuştur. Anarşi, Devlet ve Ütopya 1975 yılında Ulusal Kitap Ödülünü kazandı.[48][49]

Ayrımlar
Değiştir
Minarşizm
Değiştir
Liberteryenizmin popüler kullanımı minarşizme denktir. Modern liberteryenizm, bireysel özgürlüklerin korunmasıyla sınırlandırılmış minimal devlet fikrini güçlü şekilde savunan; serbest ticareti ve serbest piyasa ekonomisini destekleyen; 18. ve 19. yüzyıl klasik liberal fikirlerin kısmen devamı olan bir 21. yüzyıl siyaset felsefesidir.[50]

Bu modern liberteryenizm, Harvard Üniversitesi profesörü Robert Nozick'in Anarşi, Devlet ve Ütopya isimli kitabıyla akademik olarak tanınmıştır. Rawls'un adalet teorisini eleştirmek için yazdığı Anarşi, Devlet ve Ütopya kitabı modern liberteryenizmin en önemli kitaplarından biri hâline gelmiştir. Bu kitapta Nozick, devletin rolünün, vatandaşları şiddetten ve hırsızlıktan korumak ve sosyal sözleşmelere uyulmasını sağlamakla sınırlı olduğu görüşünü savunmuştur.

Anarko-kapitalizm
Değiştir

Ama-gi, bir antik Sümer çivi yazısı sözcüğüdür. "Özgürlük/Bağımsızlık" anlamına gelen sözcüğün, bu kavramı dile getiren ilk insan yazısı olduğuna inanılmaktadır. Bu nedenle de zaman zaman anarko-kapitalistler tarafından sembol olarak kullanılır.
Anarko kapitalizm (ayrıca özel mülkiyet anarşizmi veya serbest piyasa anarşizmi ile ifade edilebilir)[51] özel mülkiyet hakkına,[52] iktidar müdahalesinin reddine ve temel toplumsal etkileşim mekanizması olarak rekabete dayalı serbest piyasanın savunusuna dayanan siyasal düşüncedir.[53] Anarko kapitalizm, özel mülkiyeti şu şartlarda meşru görür: bir emek ürünü ise, ticaret etkinliğinin bir sonucu ise veya hediye olarak elde edilmiş ise.[54] Ekole göre, anarko kapitalist toplumda; serbest piyasa işleyişini, toplumsal kurumları, yasa uygulamalarını, güvenliği ve altyapıyı, devlet yerine kâr amaçlı rekabete dayalı şirketlerin, yardım derneklerinin veya gönüllülüğe dayanan birliklerin düzenlemesi öngörülür.[55]

Anarko kapitalizm, piyasa teorisyenleri Gustave de Molinari, Frederic Bastiat ve Robert Nozick ile birlikte Amerikalı bireyciler Tucker ve Spooner gibi düşünürlerin fikirleri ile şekillenmiştir.[56] Bir tür bireyci anarşizm biçimi olarak karakterize edilir.[57] Fakat, Tucker ve Spooner'ın çizgisinde olan bireyci anarşizmden farklı olarak, anarko kapitalizm emek değer teorisini ve onun normatif uygulamalarını reddeder. Anarko kapitalist düşünceler agorizm ve piyasa merkezli liberteryen sol felsefelerin gelişimine katkılarda bulunmuştur.[58]

Anarko kapitalizm hem doğal haklar[59] hem de faydacı (utilitarian)[60] temelde savunulmuştur. Rothbard uzlaşmaya dayalı değişimi ifade eden serbest piyasa kapitalizmini,[61] onu yok etmek üzere baskıcı yöntemler kullanan hükûmet ve büyük şirketler arasında bir birliktelik olarak tanımladığı devlet kapitalizminden ayırır.[62] Bu bağlamda Rothbard "kapitalizm"i anarşizmin en yetkin ifade biçimi ve aynı şekilde anarşizmi de kapitalizmin en yetkin ifade biçimi olarak tanımlamıştır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Araplar Osmanlı'ya İhanet Etti mi?

Hükümetler Tarafından Gerçekleştirilen Tarihin En Büyük Altın Soygunları

Arizona Uçak Mezarlığı